İNGİLİZCE’DEN
TÜRKÇE’YE ÇEVİRİ ÖRNEKLERİ
(1)
Philosophy is related to science in two ways: it logically precedes science:
it also completes it. The scientist in his daily work is compelled to use
many concepts which he cannot well stop to examine – time, space, motion,
cause, number, proof, truth. He uses these ideas as a rule without any question
of their meaning or applicability and, from a practical point of view is wholly
justified in doing so. But unless they are really applicable, his results
will be without foundation. Philosophy undertakes to examine these concepts,
to define their meanings, and to consider their validity. The scientist similarly
accepts without question many important general principles. He takes for granted
the whole of logic; he assumes that under the same conditions nature will
always behave in the same way and that observation brings us in contact with
an independent material world. Here again he is practically justified. Nevertheless,
these assumptions are by no means beyond question, and it is the business
of the philosopher to pursue this questioning to the end. Philosophy judges
the presuppositions of science.
Felsefe
bilimle iki yönden ilintilidir: bilime mantıksal açıdan yol gösterir: ayrıca
onu tamamlar. Bilim adamı günlük hayatında birçok kavramı kullanmak zorunda
kalır ki bunların birçoğunu durup da inceleme fırsatı yoktur- zaman, uzay,
hareket, sebep, sayı, ispat ve gerçeklik gibi. Bu fikirleri anlamlarına yahut
uygulanabilirliliklerine bakmaksızın bir kural gibi sorgusuzca kullanmaktadır
ve işin pratik yönünden bakılacak olursa bu şekilde davranmakta da tamamıyla
haklıdır. Ancak uygulanabilirlikleri gerçekten yüksek olmadıkça elde ettiği
sonuçlar temelsiz olacaktır. Felsefe bu kavramları inceleme, anlamlarını tanımlama
ve geçerliliklerini değerlendirme görevini üstlenmiştir. Bilim adamı benzer
bir şekilde önemli birçok genel prensibi sorgusuzca kabul eder. Mantığın bütününü
sorgusuzca kabul etmektedir; aynı koşullar altında doğanın daima aynı şekilde
davranacağını ve gözlemlerin bizleri bağımsız bir maddesel dünyayla bağlantıya
geçireceğini varsayar. Bu konuda da pratikte haklıdır. Yine de, bu varsayımlar
hiçbir şekilde sorgudan uzak değildir ve filozofun görevi bu sorgulamayı sonuna
kadar sürdürmektir. Felsefe bilimin önceden yaptığı varsayımları yargılar.
If philosophy thus in a sense comes before science, it also comes after and completes it. Science is rendered possible only by a division of labour. The physicist confines himself to the behaviour of material things as such; the biologist confines himself to the behaviour of organisms; the psychologist to the behaviour of organisms with consciousness or mind. None of these sciences attempts to put together the results of their various researches into a consistent view of the world. This task is made over to philosophy. In the attempt to perform it, philosophy has encountered many of its classic problems.
Böylece eğer felsefe bir anlamda bilimden once geliyorsa, aynı zamanda da onu takip etmekte ve tamamlamaktadır. Bilim ancak iş gücünün paylaşım ile mümkün hale gelir. Bir fizikçi kendisini maddesel şeylerin davranış tarzı ile sınırlandırırken, bir biyolog organizmaların davranışlarına ve bir psikolog bilinç yahut akıl sahibi organizmaların yaptıkları hareketlerle sınırlandırmaktadır. Bu bilimlerden hiç birisi çeşitli araştırmalarından elde ettiği sonuçları tutarlı bir dünya görüşü elde etmek için bir araya getirmeye kalkışmaz. Bu görev felsefeye devredilmiştir. Bu görevi yerine getirme çabası içerisinde, felsefe birçok klasik problemle karşı karşıya kalmıştır.
(3)
PROTECTING MULTICULTURAL EUROPE ÇOK KÜLTÜRLÜ AVRUPA’NIN KORUNMASI
The opening of the Vienna Monitoring Centre on Racism (described in a separate
article) signals a new phase in the efforts of the EU to strengthen democratic
values and assist in managing what is now a very multicultural and multiracial
European society. More than 5% of the EU population originate from outside
the Union, the vast majority of whom can be classified as belonging to an
“ethnic minority” in the sense that they have a different culture from the
majority of the population where they live. This is in sharp contrast to the
experience of immigration in Turkey and other candidate coutries.
Viyana
Irkçılık Gözlem Merkezi’nin (bir başka makalede anlatılmıştır) açılışı, AB’nin
demokratik değerleri güçlendirmek ve şu anda daha çok kültürlü ve daha çok
ırklı bir Avrupa toplumu haline gelmiş olan oluşumu yönetmeye yardımcı olmak
adına gösterdiği çabalarda yeni bir aşamaya geldiğinin işaretçisidir. Yaşadıkları
yerdeki nüfusun çoğunluğundan farklı bir kültüre sahip olma anlamında çok
geniş bir çoğunluğunu “etnik azınlık” olarak sınıflandırmanın mümkün olduğu
AB nüfusunun %5’inden fazlasının kökeni birliğin dışında yer alıyor. Bu durum
Türkiye ve diğer aday ülkelerdeki göç deneyimi ile büyük bir tezat oluşturuyor,
Economic migration to the EU has slowed down but has been replaced by growing
demands for political asylum and also more frequent reports of clandestine
entry and residence. The situation of each EU country is different – from
Ireland the only country without a significant ethnic minority or immigrant
population to Luxembourg with the highest proportion (27%) of foreign workers.
Six member states have a long experience of immigration from former colonies.
Avrupa’ya olan ekonomik göç yavaşlamış durumda ancak bunun yerini politik
ilticaya yönelik artan talep ve ayrıca artan kayıt dışı giriş ve yerleşim
raporları almış durumda. Belli bir etnik azınlığı yahut ülkeye göç etmiş nüfusu
bulunmayan Irlanda’dan en yüksek yabancı çalışan oranına (%27) sahip Lüksemburg’a
kadar, her bir AB ülkesindeki durum farklılık gösteriyor. Altı üye ülke yakın
bölgelerden gelen göçler konusunda epey bir deneyime sahip.
TÜRKÇE'DEN İNGİLİZCE'YE ÇEVİRİ ÖRNEKLERİ
(1)
Turizm sektörü uzun bir süredir Türkiye'nin Kalkınma Planlarında önem taşıyan
sektörler arasında yer almaktadır. Ancak sektördeki gelişmenin planlamada
verilen önemle kıyaslanamayacak kadar az olduğunu belirtmek gerekir. Son yıllarda
benimsenen politika, altyapı yatırımlarının devlet tarafından, üstyapının
ise özel sektör tarafından gerçekleştirilmesini öngörmektedir. Bu amaçla özel
yatırımları özendirici, çeşitli kolaylıklar ve avantajlar sağlanmaktadır.
Mevcut teşviklere ilave olarak 1983 yılında turizm yatırımları, "özel önem
taşıyan" yatırımlar grubuna alınmış ve bu alanda yatırım veya işletmecilik
yapmak isteyen yerli ve yabancı kuruluşlara çeşitli kolaylıklar ve imkânlar
sağlanmıştır. İç kaynakların yetersizliği dolayısıyla, dış finansmanı teşvik
eden kararnameler yürürlüğe konulmuştur.
The tourism sector has long been among the sectors that carry importance in
the Development Plans of Turkey. However, it needs to state that the developments
in the sector are incomparably low considering the importance given in the
projections. The politics adopted in recent years anticipate the substructure
investments be made by the government and superstructure investments by the
private sector as well. To this end, various simplicities and advantages are
supplied to encourage the private investments. In addition to the current
incitements, in 1983, the tourism investments are included to the "especially
important" investments group and various simplicities and opportunities are
supplied to the local and foreign companies that would like to invest or operate
business in this area. Due to the lack of local sources, bylaws promoting
the foreign financing have been into effect.
Bu teşviklerin yıllar içerisinde belirli değişikliklere uğramasına rağmen,
temel prensip olarak petrol arama ve üretim faaliyetleri diğer endüstri dallarından
farklı görülmüştür. Petrol Yasası içinde bulunan, üretimin belirli kısmının
ihracı, gümrük muafiyeti, sermaye transferi, bu sermaye transferinin kur garantisine
bağlanması, kurumlar vergisi mükellefiyetine üst sınır getirilmesi, çeşitli
vergi kanunlarında petrol arama faaliyetlerinin Katma Değer Vergisinden muaf
tutulması, değişik oranda stopaj vergisine tabi tutulması ve benzeri teşvikler
hep petrol endüstrinin diğer endüstri kollarından farklılığı dolayısıyla olmuştur.
Although these incentives had sustained particular changes through the years,
as a basic principal the petroleum research and production operations have
been separated from other industry branches. The incentives in the Petroleum
Law like the export of a certain amount of production, the customs exemption,
the capital transfer, the rate of Exchange guarantee assigned in this capital
transfer, the upper limit brought to the liability of institutions tax, the
different rate of withholding tax subjected to and alike are all in consequence
of the difference of petroleum industry form other industry branches.
Geleceğe İlişkin Beklentiler Dünyadaki pek çok endüstri lideri ultra-ileri
teknolojiye yapılan büyük yatırımların, daha yüksek üretim maliyetleri ve
stratejik odak eksikliğiyle birleşerek, esneklik kaybına neden olduğunu fark
etmişler ve bugün maliyetleri azaltmak amacıyla kendi markaları altında dağıtılacak
ürünlerinin imalatını dışarıya kaydırma yolları aramaya başlamışlardır. Bu
firmalar artan rekabetin ve daha yüksek imalat maliyetlerinin marjlar üzerinde
zararlı bir etkiye sahip olmasına karşın, halihazırda yerleşmiş markadan faydalanmak
için yeterli satış potansiyelinin kaldığını fark etmişlerdir. Bu eğilim ABC
Elektronik'i, rekabet gücüne sahip maliyet yapısı, pazara odaklanmış yaklaşımı
ve güvenilir kalitesi ile önemli bir OEM üreticisi konumuna getirmektedir.
ABC Elektronik'in cari kapasitesi ve önemli pazarlara olan coğrafi yakınlığı
firmanın önder imalatçılarla işbirliği yapma konusunda ideal konuma sahip
olmasını sağlamaktadır. ABC Elektronik, imalat, hizmet ve teslimat konusundaki
esnekliğini kanıtlamıştır ve halihazırda Aiwa, JVC, Kodak ve Konica gibi imalatını
dışarı kaydırmayı tercih eden önemli markalara ürün temin etmektedir.
Future Expectations Many industrial leaders in the world have realized the
giant investments made via ultra-high technology, joining with the higher
production costs and lack of strategic focus have caused loss of flexibility
and today they have started to search for ways in order to slip abroad the
manufacturing of the products that will be distributed under their own brand.
Despite the increasing competition and that, the higher production costs have
destructive effect on the margins; these companies have realized that enough
sales potential remains to benefit from the established brand. This tendency
brings ABC Electronic into a position of an important OEM producer with its
cost structure that has competitive power, its approach focusing to the market
and its trust worthy quality. The current capacity of ABC Electronic and its
geographical closeness to the important markets provide the company to have
the ideal position with respect to cooperate with the leading manufacturers.
ABC Electronic has proven its flexibility in production, service and delivery
subjects and at present provides products to the important brands like Aiwa,
JVC, Kodak and Konica which prefer to slip the manufacturing abroad.
SEKA Dalaman Müessesesi Atıksu Arıtma Tesisi 1982 yılı Haziran ayında devreye
alındı. Bu tesis Dalaman Müessesesi içindeki Selüloz ve Kağıt Fabrikalarının
atık sularını tasfiye ederek çevre kirlenmesini önlemek gayesi ile kurulmuştur.
Tesise harcanan para 1.149.736.461.-TL'dir. Atıksu Tasfiye Tesisi saatte 4500
m3 suyu arıtabilecek kapasitede kurulmuştur. Tesis fiziksel ve biyolojik arıtma
yapmaktadır. Tesise giren su, gelen suyun özelliğine göre sülfürik asit veya
kireç sütü ile nötralize edilmektedir. Nötralize edilen su, her biri 11.000
m3 olan iki adet çöktürme havuzuna pompayla basılmakta, orada içindeki askıda
katı maddeleri çöken su, biyolojik arıtım için lagünlere gönderilmektedir.
Introductory Information The Wastewater Purification Facility of SEKA Dalaman
Institution has been activated in June 1982. This facility has been founded
with the aim of protecting the environment through purification of the wastewater
of Cellulose and Paper Factories. The money expensed for the institution is
1.149.736.461.-TL. The Wastewater Purification Facility is established with
a capacity that is able to purify 4500 m3 water. The facility is capable of
physical and biological purification. The water entering the facility is neutralized
via sulphuric acid or lime milk according to its characteristics. The neutralized
water is pumped to the two settling basins of 11.000 m3 capacity, there having
the solid substances settled at the hanger inside, the water is sent to the
lagoons for the biological purification.
Sunuş Adapazarı / Adapazari Hızlı kalkınması ve gelişmesiyle Türkiye'nin önemli
şehirlerinden birisi olan Adapazarı, doğal güzellikleri ve bölge kültürünün
zenginliğiyle de dikkat çekmektedir. Denizi, kumu, gölleri, nehirleri, yaylaları,
kaplıcaları yanında Taraklı ve Geyve gibi Osmanlı bakiyesi yerleşimlerindeki
otantik yaşantısı ve Bizans ve Osmanlı dönemi anıtsal eserleriyle ülkemizin
görülmeye değer cennet köşelerinden birisidir. 19. Yüzyılın ortalarından itibaren
Kafkaslardan ve Balkanlardan gelen yoğun göçlerle hızla büyüyen Adapazarı,
ülkemizin hiçbir yerinde görülemeyecek bir sosyo-kültürel zenginlik, çeşitlilik
ve uyum sergilemektedir. Marmara Bölgesinin kuzey doğusunda; 29, 57, 53 doğu
meridyenleri ile 40, 17, 41, 13 kuzey paralelleri arasında yer alan Sakarya
ili, 4.817 kilometrekarelik bir alanı kaplar. Sakarya ili kuzeyden Karadeniz,
batıdan Kocaeli, güneyden Bilecik, doğudan Bolu ve Düzce illeriyle çevrilidir.
Sakarya biri merkez olmak üzere 13 ilçeden oluşmaktadır. Bunlar; Sakarya ilinin
merkezi olan Adapazarı dışında, Akyazı, Ferizli, Geyve, Hendek, Karapürçek,
Karasu, Kaynarca, Kocaali, Pamukova, Sapanca, Söğütlü ve Taraklıdır. İlin
nüfusu 2000 yılı sayımına göre 756.168'dir. İlin genel nüfusunun 459.824'ü
(% 61) Adapazarı ve diğer ilçe merkezlerinde, 296.344'ü ( % 39) ise belde
ve köylerde yaşamaktadır. İpekyolu, İstanbul-Bağdat Karayolu, İstanbul-Ankara
D-100 Karayolu, İstanbul-Ankara Otoyolu ve İstanbul-Ankara Demiryolunun üzerinde
yer alan Adapazarı, verimli topraklarının yanı sıra, tarih boyunca önemli
bir ticaret merkezi olarak dikkati çekmiştir. 1837'de ilçe, 1954 yılında Kocaeli
ilinden ayrılarak "Sakarya" adıyla il yapılan Adapazarı, doğal ve tarihi güzellikleri,
zengin ticaret kültürü, hızla gelişen sanayi, üniversitesi ve Büyükşehir Belediyesiyle
Türkiye'deki "yaşanabilir kentler" sıralamasında üst sıralarda yer almaktadır.
İdare / Valilik Uzun yıllar Kocaeli Sancağına bağlı bir kaza olan Adapazarı,
TBMM'de 22 Haziran 1954'te kabul edilen 6419 Sayılı Yasa ile Adapazarı, Karasu,
Akyazı, Hendek ve Geyve ilçelerinin merkezi olarak "Sakarya" adıyla vilayet
yapılmış, ilk vali M. Nazım Üner 1 Aralık 1954'te göreve başlamıştır. Geçen
elli dört yıllık sürede 23 vali görev yapmış olup, 2007 Nisanında göreve başlayan
son vali Hüseyin Atak, halen görevini sürdürmektedir. Yerel Yönetimler Yöremizdeki
en eski belediye teşkilatı, 1868 yılında Adapazarı'nda kurulmuştur. Bunları
Hendek (1907), Sapanca (1923), Karasu (1933), Geyve (1939), Akyazı (1940),
Pamukova (1947), Taraklı (1954), Kocaali, Söğütlü ve Arifiye (1956), Kaynarca
(1960), Ferizli ve Karapürçek (1973) belediyeleri takip eder. 2007 yılı sonu
itibarıyla Sakarya'da bir Büyükşehir, 1 merkez, 12 ilçe, 28 belde (kasaba),
toplam 42 belediye teşkilatı mevcuttur. Büyükşehir Akova'nın merkezinde son
yıllarda büyük bir gelişme yaşayan ve hızla büyüyen Adapazarı, 17 Ağustos
1999 Marmara Depreminde büyük yıkım yaşamış; 3.891 kişi hayatını kaybederken
26.551 konut yıkılmış, 100.000'e yakın insan evsiz barksız kalmıştı. Devlet
/ millet işbirliği ile şehir yeniden ayağa kaldırılmaya çalışılırken, Bakanlar
Kurulu 06.03.2000 Tarih ve 593 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile "Adapazarı
Büyükşehir Belediyesi" kurulmuş, mevcut Adapazarı Belediye Başkanı Aziz Duran,
büyükşehir belediye başkanlığına getirilmiştir. 2007 yılı sonu itibarıyla
Aziz Duran'ın başkanlığını yürüttüğü Adapazarı Büyükşehir Belediyesi, biri
Adapazarı Merkez, altısı ilçe (Akyazı, Hendek, Karapürçek, Sapanca, Ferizli,
Söğütlü), on dördü ilk kademe (Erenler, Serdivan, Yazlık, Kazımpaşa, Güneşler,
Yeşilyurt, Güçücek, Bekirpaşa, Çaybaşıyeniköy, Nehirkent, Hanlı, Arifiye,
Kırkpınar, Kurtköy) belediyeleri olmak üzere; toplam 21 belediyeden oluşmakta
ve yaklaşık 500 bin kişiye hizmet vermektedir. Ulaşım/Trasportation Adapazarı
tüm önemli kara ve demiryollarının kavşak noktasında bulunmaktadır. Adapazarı'nın
komşu illeri olan İzmit, Düzce ve Bolu ile karayolu bağlantısı D-100 Karayolu
ve TEM Otoyolu ile, Bilecik ile ise hem D-25 Karayolu hem de İstanbul-Eskişehir
Demiryolu ile sağlanmaktadır. Adapazarı'nın karayolu ile önemli kentlere uzaklığı
şöyledir: İstanbul 148 km, Ankara 306 km, İzmir ? km, Eskişehir 180 km, Eskişehir
182 km, Trabzon 1030 km, Edirne 350 km, Bolu 114 km, Düzce 79 km, Bilecik
102 km, İzmit 37 km. Demiryolu tercih edilmesi durumunda Adapazarı'nın önemli
şehirlere mesafesi şöyledir: Ankara 436 km, Eskişehir ? km, İstanbul 141 km.
Adapazarı'na havayolu ile ulaşım tercih edildiğindeki en yakın havaalanı İstanbul
Kurtköy (110 Km) ve İstanbul Yeşilköy (170 Km) Havaalanıdır.
Preface Adapazari With its rapid growth and progress, one of the Turkey's
most important cities, Adapazari takes all the interest by means of its natural
beauties and the richness of the regional culture. Besides its sea, sand,
lakes, rivers, plateous and thermal springs the otantik life style in Ottoman
remainings like Tarakli and Geyve and the Byzantine and Ottoman times monumental
works of art make Adapazari worth seeing. Together with the intensive migrations
form Caucasus and Balkans since mid.19th century, Adapazari has grown intensively
and it has been showing a sociocultural wealth, diversity and harmony which
cannot be seen in any place else in Turkey. Sakarya province covers an area
of 4,817 square kilometres in the northeastern part of the Marmara region
between 29, 57, 53 east meridians and 40,17,41,13 north parallels. Sakarya
is surrounded by the Blacksea in the north, Kocaeli province in the west,
Bilecik province in the south and Bolu, Duzce provinces in the east. One being
the main district, Sakarya is consisted of 13 districts. Besides from the
Adapazari which is the main district of the Sakarya province, the other districts
are Akyazi, Ferizli, Geyve, Hendek, Karapurcek, Karasu, Kaynarca, Kocaeli,
Pamukova, Sapanca, Sogutlu and Tarakli. According to the countings in year
2000, the population of the province is 756,168. 459,824 (61 %) of the general
population live in Adapazari and its main districts, 296,344 (39 %) of the
general population live in communities and villages. Allthrough the history,
in addition to its fertile land, Adapazari has taken the full attention as
a trade center since it is located by the Silk Road, Istanbul-Bagdat Main
Road, Istanbul-Ankara D-100 Main Road, Istanbul-Ankara Highway and Istanbul-Ankara
Railroad. Adapazari became a district in 1837 and it became a province with
the name of "Sakarya" in 1954 when separated from Kocaeli. Adapazari is among
the top "livable cities" in Turkey list with its natural and historical beauties,
rich trade culture, highly growing industry and its Metropolitan Municipality.
Administration / Governorship Adapazari, which stayed as a district of Kocaeli
subdivision for many years, has been declared as the center province of Karasu,
Akyazi, Hendek and Geyve districts with the name of "Sakarya" by the law bearing
the number 6419 that is accepted in the Turkish Grand National Assembly in
22nd. June 1954 and the first governor M. Nazim Uner started his mission in
December 1st, 1954. Within the 54 years passed, there had been 23 governors
in duty and the last governor Huseyin Atak who started his mission in April
20007 is still in charge. Local Governments In our region, the oldest municipality
organization was established in Adapazari in 1868. Followings are the municipalities
of Hendek (1907), Sapanca (1923), Karasu (1933), Geyve (1939), Akyazi (1940),
Pamukova (1947), Tarakli (1954), Kocaali, Sogutlu and Arifiye (1956), Kaynarca
(1960), Ferizli ve Karapurcek (1973). As the end of 2007 there are totally
42 municipality organizations present in Sakarya; one the Metropolitan, 1
center, 12 district, 28 community (borough). Metropolis In the center of Akova,
Adapazari that has been in great development process in the last years had
experienced a massive devastation in Marmara Earthquake took place in August
17th, 1999. 3,891 people lost their lives, 26,551 residents collapsed and
around 100,000 people remained homeless. While they were trying to collect
the city together with a government - nation cooperation, the "Adapazari Metropolitan
Municipality" has been established with the Governmental Decision bearing
the number 593 dated March 6th, 2000 signed by the Council of Ministers and
current Adapazari Mayor Aziz Duran has been commissioned as the mayor of metropolitan
municipality. Under mayor Aziz Duran's management the Adapazari Metropolitan
Municipality is consisted of 21 municipalities totally; one Adapazari Center,
six district municipality (Akyazi, Hendek, Karapurcek, Sapanca, Ferizli, Sogutlu),
fourteen first grade municipality (Erenler, Serdivan, Yazlik, Kazimpasa, Gunesler,
Yesilyurt, Gucucek, Bekirpasa, Caybasiyenikoy, Nehirkent, Hanli, Arifiye,
Kirkpinar, Kurtköy) and has been serving to approximately 500 thousand people
as of the end of 2007. Trasportation Adapazari is at the junction point of
all the important highways and railways. Neighbouring provinces Izmit, Duzce
and Bolu are connected to Adapazari with the D-100 Mainroad and the TEM (Trans
European Motorway) Highway and Bilecik is connected with both the D-25 Mainroad
and the Istanbul-Eskisehir Railroad. Total land distances between Adapazari
and some major cities are as follows: Istanbul 148 km, Ankara 306 km, Izmir
480 km, Eskisehir 180 km, Eskisehir 182 km, Trabzon 1,030 km, Edirne 350 km,
Bolu 114 km, Duzce 79 km, Bilecik 102 km, Izmit 37 km. When the railroad is
preferred, the distances between Adapazari and some of the major cities are
as follows: Ankara 436 km, Eskişehir ? km, Istanbul 141 km. The nearest airports
to Adapazari are the Istanbul Kurtkoy (110 km.) and Istanbul Yesilkoy (170
km.) Airports.